
OTOBİYOGRAFİ
Semih GÜNGÖR
SIFIR'DAN, ONYEDİ’YE.
08.12.1968... İstanbul, Bakırköy’de doğdum.
İlk ve orta öğrenimimi Bayrampaşa’da tamamladım. Okul ile ilişkim “dersler dışında” iyi idi.
Bu yüzden, beni yeterince etkileyemeyen ilk ve orta öğrenim dönemimden daha fazla bahsetmeyeceğim…
Çocukluk ve gençlik dönemimde futbola oldukça ilgiliydim. Bu dönemde Beşiktaş Spor Kulübünün alt yapı kadrosunda yer bularak, Şeref Stadında, ünlü altyapı hocası Serpil Hamdi Tüzün ile birlikte antrenmanlara çıkmış olmaktan bugün dahi onur duyarım.
Onyedi yaşımda sol ayak bileğimden bir ameliyat geçirdim. İzlerini hala bileğimde taşırım.
Bunları anlatmamın sebebi şudur;
Çok istediğim halde, futbolcu olma yolunda bir sürü engel ile karşılaşmama rağmen, ilk yıllarında çok üzerine düşmediğim halde, iş ve meslek hayatımda hep müspet tevafuklar olmuştur. Sonraları Bu durumumu şöyle yorumlamışımdır;
“Ser’de sanayici olmak varmış”.
ÜNİVERSİTE;
GERÇEK BİR ENTELLEKTÜEL VE İDEALİST BİR HOCA;
HASAN ÖZTÜRKER.
16–17 yaşlarımda tamamlanan okul hayatım sonrasında “HASAN ÖZTÜRKER ÜNİVERSİTESİ” olarak adlandırdığım, Büyük USTA’nın yanında mesleki eğitimime alaylı olarak başladım. Özellikle ifade etmek istiyorum ki, okul hayatımda rastlayamadığım idealist öğretmen profilini Hasan Usta’da bulmuştum. Hasan Usta, adeta tüm öğrendiklerini bana öğretmek için yaratılmıştı. Anlatımındaki heyecan, bende sac metal ve plastik kalıpçılığı konusunda ilgi ve sevgi uyandırmıştır. Ayrıca bu dönemde Ustamın da teşvikleri ile İnönü Endüstri Meslek Lisesinde Teknik Resim Kurslarına da devam ediyordum.
Mesleğimi severek yapıyorum ve bu sevgiyi Hasan Usta’ya borçluyum. O’nu, bu Ülkenin isimsiz kahramanı olarak sevgi ve saygı ile anıyor, metal işleme ve metali, otomasyonda bir araç olarak kullanma uzmanı olan, bu Büyük Usta’nın önünde hürmetle eğiliyorum.
Ömrü bereketli olsun
MASTER;
ÜRÜN GELİŞTİRME VE YARATICILIK;
BİROL ARALP
Üniversite dönemim olarak adlandırdığım 3 yıllık zaman dilimi bitmiş ve Biricik Ustamın yanından ayrılmıştım.19 yaşlarındaydım. Üç-beş ay süren birkaç verimsiz iş girişimimden sonra, Bayrampaşa Maltepe Sanayi Çarşısında, küçük fakat sonradan çok büyüyecek ve alanında Türkiye’nin önde gelen firmalarından biri olacak olan, plastikten süzgeç, rende, tuzluk, limon sıkacağı vb. mutfak ürünleri üreten GUBİ Mutfak Eşyaları unvanlı firmada, “Kalıpçı Kalfası” olarak işbaşı yaptım.
GUBİ adeta Üniversite Master’ımı yaptığım okulumdu. Buradaki Hocam yine bir Büyük Usta Birol ARALP’tır. Birol Usta çok iyi bir plastik ve kesme kalıpçısıydı. O’nun yanında kalıpçılık bilgim ve tecrübem çok artmıştır. Ancak bana kattığı, sadece kalıpçılık öğretisi ile kalmamıştır.
Birol Usta aynı zamanda, ürün tasarlama ve geliştirme uzmanı idi. Bu gün yaptığım Vialli ürünlerindeki tasarımlarda görünen, insan hayatını kolaylaştırma ve estetik özelliklerinde, değerli USTA’m Birol ARALP’ın bana öğrettikleri gizlidir.
Bu ülkenin bir başka isimsiz kahramanı, sanayicisi, üreticisi olan Birol ARALP 2008 Yılında vefat etmiştir. Bu kıymetli Ustayı hürmetle ve rahmetle anıyorum.
Mekanı Cennet olsun…
ÜŞÜYEN SOBA ve MÜTEŞEBBİS RUH
İki kıymetli Usta… Bu iki uzmandan ilkinin yanında 3 yıl, ikincisinin yanında 4 yıl geçirdikten sonra 24 yaşımda küçük bir kalıp hane açarak işletmecilik hayatımı başlatmış oldum. (1993).
Bayrampaşa Maltepe Sanayi Çarşısında, üçüncü katta, 50 metrekare bir dükkan. Bir manüel freze, bir matkap, küçük bir elektrikli soba, bir de sandalye. Masa yok, sadece sandalye...
3–5 yıl içinde frezeler, tornalar, erozyonlar, pantograflar ile dolacak bu firmanın ilk demirbaşları yukarıda ifade ettiğim 4 mütevazı parçadan ibaretti.
Kapısında demir doğraması bulunmayan bu dükkanın kepengini yukarı kaldırınca dükkan açılır, aşağı indirince kapanmış olurdu. Karlı kış günlerinde soğuktan korunabilmek için kepenkleri aşağı çeker, müşteriler dükkanı kapalı sanmasın diye de alttan iki-üç karış açık bırakırdım. Gelen misafir kepenge vurur, ben de içeriden kepengi kaldırır misafiri içeri alırdım. Bu gün bana da tuhaf gelen bu durum nedense o zamanlar normal karşılanır, genç bir delikanlının müteşebbis çabası, eksiklerine rağmen takdirle karşılanırdı.
O yıllardan kalan bir anı olarak, Elektrikli ihlas quartz sobamı hiç unutamam.
Zeminden iki-üç karış açık olan kepengin boşluğundan öyle bir kar ve tipi içeri girerdi ki,
Ben frezede çalışırken ayaklarımın dibinde duran minik elektrikli soba, kendini dahi ısıtamaz, adeta benimle birlikte üşürdü.
YOL…
İşyerimi açtığımdaki kadromuz iki kişiydi, Babam ve Ben…
Babam yıllarca bir fabrikada işçi olarak çalışmış, emekliliğinden sonra da, yeni açtığım işyerimin tek çalışanı ve yardımcım olmuştu.
Yeni işyerimde, son derece kaliteli ve üstün nitelikli kalıplar yaparak müşterilerime hizmet ettim. Yaptığım kalıpların kalitesi ve verdiğim sözlerin arkasında durmak için gösterdiğim hassasiyet, Oğuzhan Plastik’i kalıcı kılan en büyük faktördür.
Müşterilerime kalıp yaparak hizmet ettiğim ilk yıllarda, idealim; kendime kalıplar yaparak imalatçı olmak ve bir marka oluşturmaktı. Bu idealimi gerçekleştirmek adına ilk adımımı, firmamı kurduktan üç yıl sonra, 1996 yılında, kendi firmam için yaptığım ilk kalıp olan Yer Sileceği’ni yaparak ve aynı yıl Türk Patent Enstitüsü’ne Vialli marka müracaatında bulunarak atmış oldum.
1993 yılında ilk adımımı attığım işletmecilik yolumda 17 yıldır ilerliyorum.
Bu süreç içinde Oğuzhan Plastik’in işletme alanı 50 m² den 1600 m² ye, personel sayısı 1 den 32 ye, üretmiş olduğu ürün çeşidi 30 a, ihracat gerçekleştirdiği ülke sayısı 45 e ulaştı.
17 yıllık süreçteki bu ilerleyişi, zamanın uzunluğu açısından değerlendirince, çokta hızlı bir ilerleyiş olarak görmüyorum. Buna rağmen son derece dar imkanlarla sıfırdan başlayarak kurduğum Oğuzhan Plastik’in yıllardır; çalışanlarına, tedarikçilerine, ürünlerimizi alıp satarak ticaretini yapan yurtiçi ve yurtdışı müşterilerimize ve devletimize sağladığı katma değeri görmekten ve Tasarımını yaptığım ürünlerin dünyanın dört bir yanında kullanıldığını bilmekten dolayı mutluluk duyuyor ve ALLAH’a şükrediyorum.
Semih Güngör
Ağustos 2010